Önder GÜRCAN

Önder GÜRCAN

ogurcan2003@yahoo.com

DÜNYA DÜZENİ

10 Nisan 2025 - 09:23

DÜNYA DÜZENİ

Dünya kamuoyunun gözü, kulağı ve dili olarak kabul edilen günümüz dünya basınında (BBC, France24, CNN, EuroNews, TRT, Time, Newsweek, The Economist, Daily Express, Le Figaro, The Guardian, Le Monde vd.) kronikleşen trajik Rusya-Ukrayna ve Orta Doğu iç savaşları,  göçmen ve mülteci sorunları ile uluslararası karmaşanın yanı sıra   kutuplaşan dünyada küresel güçlerin yaptığı aıcak basın açıklamaları, aşırı silahlanma, nükleer araştırmalar, dış politika ile genişleme stratejileri sürekli olarak  gündemde...Bu yüzden dünya kamuoyu tedirgin bir bekleyiş içindedir...

*

20.yüzyılda başlayan ve günümüze kadar uzanan  savaşlar bir fikir vermek üzere aşağıdaki şekilde özetlenebilir :       Birinci Dünya Savaşı, İkinci Dünya Savaşı, Kore Savaşı,  Vietnam Savaşı, Çin- Hindistan Savaşı, İsrail- Mısır Savaşı, Hindistan- Pakistan Savaşı,  Mısır-Libya Savaşı, Irak-İran Savaşı,  Körfez Savaşı, Rusya-Ukrayna Savaşı,  Azerbaycan- Ermenistan Savaşı,  İsrail- Filistin savaşı ve diğerleri...Bu sıcak savaşlara şimdi de ticaret savaşları (Gümrük vergileri) eklenmiştir...

*

Bilindiği gibi; Doğu ve Batı Bloku ülkeleri arasında geçmişteki siyasi ve askeri gerginliklerinin sonucu   1947- 1991 arasında yaşanan Soğuk Savaş Dönemi’nden sonra insanlık,  sanat (müzik, tiyatro, opera, sinema), edebiyat (şiir, öykü, roman), felsefe  ve sporun taşıdığı büyük önemi yeniden günlük hayata geçirmişti.

*

Ne var ki; yaşlı ve yorgun yeryüzündeki kargaşa ve savaşlar bir türlü son bulmamaktadır.

Bu durum; psikolojik, sosyoekonomik, kültürel ve eğitimsel nedenleri tam olarak açıklanamayan savaşlar ile ilgili şu  stratejik soruyu akla getirmektedir : “Ülkeler asırlardan bu yana neden savaşırlar?” “Dünya İnsanlığı,” şimdi de uzayda yaşam ve koloniler aramaya başlamıştır. Peki,  savaş olgusu, uzaya mı taşınacaktır?

*

Tarihçiler, “Tarih, tekerrürden ibarettir,” derler ve  “Dünya Tarihi”ni, “Savaşlar Tarihi” olarak tanımlarlar. Bu tanımlama, Arapların şu atasözünü hatırlatır: “Dünyada rahatlık yoktur.”

İnsanlık Alemi, tarihten gerekli dersleri çıkarmıyor mu?

*

Oysa, savaşların,  meşru zeminde ( Evrensel hukuka, yasalara, etik,  toplumsal kural ve normlara uygun olarak) yapılması genel kabul görmektedir. Aksi takdirde savaşlar, insanlığa karşı işlenen suçlar olarak kabul edilmektedir. Nıtekim, bu amaçla Birleşmiş Milletler Teşkilatı (BM)  tarafından 160 devletin katılımıyla  Hollanda’da 2002’de “Uluslararası Ceza Mahkemesi” kurulmuş ve faaliyete geçirilmiştir.

*

Bilimsel platformlarda ve  bilge kişilerin sohbetlerinde  altı kalın çizgilerle çizilerek belirtildiği gibi:

- İnsani değerler (Özgürlük, eşitlik, kardeşlik, adalet, sevgi, saygı, hoşgörü, dostluk ve dayanışma.);

- Vicdani değerler (  (İyi ve kötüyü ayırma, hayır ve şerre karar verme gücü, insanın kendini sorgulama ve hesaba çekme kuvveti ve ahlaki vicdan.);

- Kültürel değerler (Manevi ögeler, örf, adet, gelenek, ahlaki değer yargıları.);

- Etik değerler (Kişinin, toplum düzeninin korunması için, toplumun kendisine olan güven ve beklentisine uygun olarak hareket edebilmesi.);

- Hukuksal değerler (İnsan hakları, demokrasi, eşitlik, özgürlük, toplumsal adalet vb.);

- Toplumsal değerler (Dürüstlük, çalışkanlık, başkasını düşünme, yiğitlik, yardımseverlik, hoşgörü, sevgi, saygı, alçak gönüllülük, namus, sadakat, dayanışma, iffet, ahlakilik vd.);

- Evrensel değerler (Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, uygarlık, barış, eşitlik, bilim ve bilimsel düşünce, sanat, çevre duyarlılığı, sevgi vd.)

BM ve diğer uluslararası kuruluşlar tarafından gösterilen  yoğun çabalara karşın eğitim yoluyla küresel anlayış ve kültüre yeterince kazandırılamamıştır.

Bu gerçeklik, BM’nin 65 ülkeyi kapsayan dönemsel “Dünya İnsanlığının Ortalama İnsani Gelişme Endeksi” raporlarından da anlaşılmaktadır.

*

Sonuç olarak, dünya insanı (özellikle Z ve Beta Kuşağı), artık insanlığa yakışır güzel duygu ve düşüncelere ilişkin yeni haberlere ihtiyaç duymakta ;  geçmişin romantizm dolu günlerini özlemektedir.

İnsanlık, bu konuda kadim gelenek potansiyeline sahiptir...

Bilge insanlar, “Hayat, dönüşü olmayan bir nehir gibi bilinmeyen yerlere doğru durmadan akar,” derler.

Biz de söz konusu “Hayat Irmağı” nın, güzel düşünme ve güzel konuşma bağlamında “Dünya İnsanlığı”nı, kaygı sendromlarından uzak,  güvenlik içinde sağlık, umut, sevgi, saygı, anlayış, barış, huzur, coşku, neşe ve mutluluk dolu  limanlara doğru akmasını dleyelim.

Önder Gürcan

ogurcan2003@yahoo.com

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum