Önder GÜRCAN

Önder GÜRCAN

[email protected]

BİLGİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ ÇAĞI

19 Kasım 2024 - 17:23

BİLGİ VE YÜKSEK TEKNOLOJİ ÇAĞI

 

Dünya Gezegeni, on bini aşkın tarihsel süreçte,  bütün yön ve boyutları içinde “İlk Çağ,” “Orta Çağ,” ve “Yeni Çağ” dönemlerini yaşamış; bilimsel platformlarda vurgulandığı gibi 2000 yılı ile başlayan yeni bin yıllık “Milenyum”da Bilgi ve Yüksek Teknoloji Çağı’na ayak basmış bulunmaktadır. Ancak,  bu çağı, “Refah ve Mutluluk Çağı” yanı sıra “Bunalım Çağı” olarak da  tanımlayan toplum bilimciler  var.

Yazıya; “Bilgi ve Yüksek Teknoloji Çağı” bağlamında devam edelim.

*

Bir fikir vermek üzere, dünyanın günlük hayatına dahil olan bilgi ve yüksek teknolojide bazı ilklere bakalım : İlk kağıt M.Ö. 3500, ilk para M.Ö. 118 ve 687, llk yazı ve rakamlar M.Ö. 3200, ilk hesap makinası 1957; ilk telefon 1877; ilk bilgisayar ve internet  1642, 1671, 1694 ve 1972; ilk elektrik 1752, 1807, 1808; ilk radyo 1895; ilk televizyon 1952; ilk fotokopi makinası 1967; ilk robot 1970; ilk daktilo 1808; ilk uçak 1900; ilk anten 1906; ilk atom bombası 1911; ilk nükleer santral 1954; aya ilk gidiş 1969; ilk bilgisayar virüsü 1971; ilk bilgisayar faresi 1984...

*

İnsanlık, hep yeni bilgiler peşinde koşmakta ve bilgilere ulaştıkça bilinmeyenler  giderek çoğalmaktadır.

Öyle görünüyor ki şimdi sıra; evrenin DNA’sının keşfedilmesine; atom enerjisinin serbest bırakılmasına; ağır hastalıkların tedavi edilmesine; kara, deniz ve hava taşıtlarının güneş enerjisi ile çalıştırılmasına, Ay ve Mars’tan sonra evrendeki gezegenler arasında uzay yolculuklarının başlamasına ve sonsuzluğun keşfedilecek   gizemli köşelerinde yeni koloniler ve yaşamlar kurulmasına gelmiştir.

*

Burada, yine bilgi ve yüksek teknoloji konusuna dönelim ve  günümüze

yansımalarına bakalım...

*

Evrensel ve sosyo-kültürel gerçeklik olarak; bilgi ve yüksek  teknolojinin giriş kapısı, “Yeterli Küresel Eğitim Düzeyi”dir.  Bu kapıyı açmak için herhangi  bir ülkede ekonominin, bilimin ve teknolojinin gelişmiş olması beklenir. Ne var ki, dünya ülkelerinde çok az sayıda bilinen birkaç ülke toplumu ekonomi, bilim ve teknoloji alanında gelişmiştir. Söz konusu toplumlar, uluslararası basında yayımlanan  haberlere göre,  uzay boşluğunda gizemli ve bilinmeyen bağlantılar ve koloniler kurmaya başlamışlardır.

*

Yüksek teknoloji, hiç kuşkusuz, dünya insanlığına olumlu  yönlerden çeşitli yararlar ve katkılar sağlaması bakımından çok faydalıdır.

Ne var ki; bu büyük fotoğrafta; yeterli ekonomi, bilim ve teknoloji düzeyine sahip olmayan  toplumlar; başlangıçta bilim insanlarınca  iyi niyetle üretilen yüksek teknoloji ürünlerinin (Elektrik, bilgisayar, internet, cep telefonu, yapay zeka, robotik makanizasyonlar vd.) teknik usulüne, küresel iklime  ve doğaya aykırı  kullanımında, çok sayıda bilgi kirliliği, kritik ve stratejik sorun, sosyo-politik olumsuzluk, sosyo-psikolojik bozukluk, beklenmeyen kazalar gibi  olaylarla  karşılaşılaşılabilmektedir. Dünya basını, bu konuya ilişkin sıcak haberlerle doludur.

Bilimsel platformlarda belirtildiği üzere, yüksek teknoloji ürünlerinin (Robotik/ yapay zekalı makinalar, uçaklar, uzay gemileri, diğer araçlar ve yeni silahlar vd.) belirli bir disiplin ve denetim altında insanlığın kadim kültürel dokusuna zarar vermeyecek şekilde uygun ve doğru biçimde üretilmesi ve kullanılmasına yönelik olarak  uluslararası hukukta gerekli  yasal düzenlemeler yapılması,  dünya barış ve güvenliğini  korumak amacıyla faaliyete geçirilen ve bu yıl 79.kuruluş yılını kutlayan Birleşmiş Milletler  Teşkilatı (BM) gündeminde henüz büyük ölçekte yer bulamamıştır.

Bu nedenlerle, yüksek teknoloji ürünlerinin; insanlık alemine  yakışır şekilde insani ve evrensel değerlerin ışığı altında, yasal disiplin ve denetim içinde  üretilmesi ve kullanılması amacıyla; küresel ABD, Çin, Rusya, NATO, Şanghay İş Birliği Örgütü, Avrupa Birliği (AB), Avrupa Konseyi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), BRICS Ekonomik Birliği, Dünya Sağlık Örgütü, G-7, G-20, Orta Amerika Devletleri Örgütü, Arap Birliği, Afrika Birliği, İngiliz Uluslar Topluluğu (COMMONWEALTH), Bağımsız  Devletler Topluluğu (BDT), OECD, NORDİK Konseyi, Dünya Bankası, İMF ve diğer küresel aktörler ile  bölgesel güçler tarafından sevgi, nezaket, saygı, birlik ve beraberlik anlayışı çerçevesinde girişimlerde bulunulmasının ve bu alanda etkin bir “Küresel Uygulamalı Eğitim” sürecinin başlatılmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

Reklam

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum