Yazının birinci bölümünün linki;
https://www.tarihistan.org/yazarlar/erkan-akbalik/filistin-deki-topraklarin-satilma-meselesive-gercekler-i-bolum-1900-e-kadar/8896/
FİLİSTİN’DEKİ TOPRAKLARIN SATILMA MESELESİ VE GERÇEKLER
II. BÖLÜM (1917’e kadar)
(Osmanlı arşiv belgelerine göre kronolojik olarak)
Yazımızın ilk bölümünde, Filistin’i bir yurt, bir devlet yapma heves ve planları ile her fırsatta bu kutsal topraklardan parçalar satın almaya çalışan Siyonist Yahudilerin bu fikre ilk nasıl sahip olduklarını, ideal, inanç ve mücbir sebeplerini ve 1900 yılına kadar yaptıklarını anlatmaya çalıştık. Onların her yaptığına karşılık Osmanlı Devleti’nin almaya çalıştığı önlemleri de yine bir önceki bölümde ifade ettik. Bu bölümde kaldığımız yerden yani 1900 yılından itibaren yaşanan gelişmelere şahit olacaksınız. Yine bu bölüm sonunda, Theodor Herzl’in Sultan Abdülhamid’e aracı vasıtası ile gönderdiği metnin orijinal halini ve çevirisini bulacaksınız.
- 1900, Osmanlı Devleti’nin aldığı bütün tedbirlere rağmen, çeşitli yollar ile Filistin'e gelen ve daha sonra da burada kalan Yahudiler vardı. Fakat Devlet Yahudilerin bu topraklara ziyaretinin de en doğal hakları olduğunu düşünerek ziyaretlerini kısıtlamıyordu. Bu hengâme içinde bir yazı ile “ziyaret için gelen Musevîler ile ilgili alınan kararların seyahat haklarını kısıtlamaya yönelik olmaması” konusunda dikkat edilmesini istiyordu. (HR. SYS, 410/3) (18 Ekim 1900)
- 1900, Alınan bütün önlemleri nerede ise boşa çıkarıp delen Yahudileri Filistin’e yaklaştırmamak ve uzak tutmak için Dâhiliye Nezareti tarafından 21 Kasım tarihinde “İbrani Misafirler için Mukaddes Topraklara Duhuliye Şartları” başlıklı bir dizi önlem almıştır. Toplamı dört maddeden oluşan bu paket aynı gün Filistin’deki tüm yabancı temsilciliklere ulaştırılmıştır. Bu maddeler şöyledir;
- Dünyanın herhangi bir ülkesinden kalkıp, Filistin’i ziyaret etmek isteyen her Yahudi her şeyden önce üzerinde mesleğini, milliyetini ve yolculuk nedenini yazan bir tezkire ya da pasaport edinmek zorundadır (DH.MUİ,26-2/29).
- Birinci maddede belirtilen belgeye sahip olan Yahudilerin Filistin’e vardıklarında bu tezkireleri pasaport memuruna teslim etmeleri, bunun karşılığında ise kendilerine diğer belgelerden kolaylıkla ayırt edilebilmesi için kırmızı renkte geçici ziyaret ve oturma tezkiresi verilecektir. Vilayet otoriteleri ya da güvenlik kuvvetleri şüpheli gördükleri kişileri çevirip, bu belgeyi teftiş için isteyebilme yetkisine sahip olacaklardır. Bu belgeye sahip olmayan Yahudi 30 gün içerisinde bölgeyi terk etmek zorundadır. Aksi takdirde konsolosluklarının onayı ve Osmanlı zaptiyelerinin yardımıyla kovulacaktır (DH.MUİ,26-2/29).
- Karakollar tezkireyi verdikleri kişinin adını Filistin’e giriş tarihini ve adresini aylık sicillere geçireceklerdir (DH.MUİ,26-2/29).
- Bir aylık süreyi dolduran Yahudiler, karakola başvurarak ellerinde bulunan kırmızı tezkireyi iade verip pasaportlarını alarak geldiği ülkeye dönecektir. Bir aylık süresi dolduğu halde karakola başvurmayan Yahudiler derhal güvenlik kuvvetleri tarafından yakalanarak bölgeden çıkarılacaklardır. Karşı koydukları takdirde cezaya çaptırılacaklardır. Tüm bu kısıtlamalar suiistimale sebebiyet vermemek için Osmanlı memurları tarafından uygulanacaktır.
- 1901, Yıllar ilerlese de Filistin’e olan Yahudi göçü engellenememiştir. Daha önceki yasağın devamına yönelik “Musevî göçmenlerin Filistin'e göç etmelerini engelleyen yasağın sürdürülmesi” konulu yazı ilgili idarecilere tekrar gönderilmiştir. (İ. HUS, 1319.B/2) (30 Eylül 1901)
- 1906, Yahudiler, toprak edinmelerine karşı alınan her önleme karşılık bir açık bulunca, Sultan Abdülhamid kendi adına büyükçe miktarda arazi edindi. Aldığı arazilerin çoğunun işlenmesini orada yaşayanlara bırakmıştı. Fakat zaman ile bu topraklara da tecavüzler başladı bunun üzerine bölgedeki idarecilere tecavüzlerin önlenmesi için tedbir alınması hususunda yazı gönderildi. (İ. HUS, 139-1324.M/54) (15 Mart 1906)
- 1908, II. Abdülhamid’in tüm titizliğine ve çabalarına rağmen Siyonistler binlerce taraftarlarını Filistin’e yerleştirmiştir. II. Meşrutiyet’in ilan edildiği 1908 yılında Filistin’de yaşayan Yahudi nüfusu, göçmen akınları sayesinde II. Abdülhamid’in tahta çıktığı 1876 yılına göre üç kat artmış ve 80.000’e yükselmiştir. Siyonistler bu yıllar içerisinde Filistin’de yüz binlerce dönüm toprak satın almayı ve 33 koloni merkezi kurmayı başarabilmiştir.
- 1909, II. Meşrutiyet’in ilanından sonra göçü engellemeye yönelik bütün kararlar Jön Türkler tarafından kaldırılmış fakat çok kısa zaman içinde gerçek niyetin anlaşılması ile yasaklar tekrar devam ettirilmiştir. (MV, 129/6) (20 Haziran 1909)
- 1909, Meşrutiyetin ilanından sonra da Yahudilerin Filistin ve Kudüs’ü ziyaret etmeleri herhangi bir engelleme olmadan devam etti. Musevîlere geçici tezkere verilmek suretiyle yerleşmeleri önlenmeye çalışıldı. (DH. MUİ, 26-2/29) (8 Kasım 1909)
- 1914, Yıllarına gelindiğinde toprak satın alma metotlarından biri de sahte kimlik kullanarak arazi satın alınmasıydı. Bu yöntem de fark edilince buna yönelik önlemler alınması için yine bölge yöneticilerine yazı gönderildi. (Y. PRK. DH, 7/29) (11 Ocak 1914)
- 1914, Bütün önlemlere rağmen Filistin'e gelen Yahudilerin uzun süre kalmalarının ve toprak satın almalarının önüne geçilmesi ve engellenmesi gerekiyordu. Bunun için de İstanbul’dan bölgeye bir yazı gönderilir. (MV, 184/67) (25 Ocak 1914)
- 1917, Senesinde Amerikan Başkanı Wilson'un Filistin'de bir Yahudi hükûmeti kurulması için Rusya'dan yardım ister. (HR. SYS, 2333/3) (7 Ekim 1917)
- 1917, Osmanlı Devleti, Filistin üzerinde kurgulanan oyundan haberdardır çok zorlu şartlar ve zaman içinde olunmasına rağmen özetle şu yazı gönderir. “Filistin'in müstakil bir hükûmet şekline getirilip idaresinin Musevîlere verilmesinin Amerika Reis-i Cumhuru tarafından Siyonistlere vaat edildiğinden ve İngiltere Hükümeti’nin de bu fikre katıldığından, Gazze’den ilerleyen İngiliz ordusunun Kudüs'e girmesinin engellenmesi için tedbir alınması” (HR. SYS, 2333/4) (13 Ekim 1917)
Kronolojik süreçten de görüleceği üzere Siyonistlerin uzun yıllara yayılan mücadeleleri ve bu uğurda her türlü yolu mubah gören uygulamaları ile amaçlarını elde ettikleri görülmektedir. Osmanlı Devleti fethettiği yerlerdeki gayrimüslimlere tanıdığı din hürriyetini Filistin’de de uyguladığına şahit oluyoruz. Bu uygulamadan Filistin toprakları tehlikeye girmesine rağmen yine de vazgeçmediğini ve bunu bir açık kapı gören Siyonistlerce kendi menfaatleri doğrultusunda kullanıldığı anlaşılmaktadır. Bu tablodan elde edilen bir sonuç da şudur; Osmanlı Devleti mali olarak çok büyük buhranlar içinde olmasına rağmen ve reddedilmesi zor tekliflere rağmen Filistin’den vazgeçmemiştir.
Bu yazıyı hazırlarken hiçbir zaman, birilerini yermek, birilerini övmek ya da bir inanca karşı durmak gibi bir amacımız olmadı. Bilgilenmedeki temel dayanağımız arşiv belgeleridir. Bu süreçte bir tarafta Osmanlı Devleti var iken diğer tarafta esas oğlan Siyonist Yahudiler gibi gözükse de onların destekçisi ve bu tür faaliyetlerde her daim gizli bazen de açık özne olan emperyalist devletlerin müdahalelerini de net bir şekilde görüyoruz. Tıpkı aynı tarihlere denk gelen Ermeni meselesinde olduğu gibi.
Erkan Akbalık
Kaynaklar:
- Osmanlı Belgelerinde Filistin, T.C Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı Yayın Nu:102
- XIX. Yüzyılın İkinci Yarısında Siyonistlerin Filistin’e Yerleşmelerinin Engellenmesi, Mohammed A.M. Yasin, Journal of Islamic Jerusalem Studies, 2019, 19(3): 317-334 DOI: 10.31456/beytulmakdis.632958
- Yahudilerin Devletleşme Sürecinde Dönüm Noktaları: Pogrom, Aliya ve Siyasi Siyonizm (1881-1903), Tuğba Köse, 8-10 Kasım 2019 tarihlerinde İzmir’de gerçekleştirilen Üçüncü Uluslararası İsrail ve Yahudilik Çalışmaları Konferansı’ında özet olarak sözlü sunulan bildirinin gözden geçirilmiş ve geliştirilmiş hali.


Hariciye Müşteşarı Artin Paşa kullarına Doktor Theodor Herzl tarafından vârid olan tahrirâtın tercümesidir.
Müteveffa Mösyö Donolinski'nin hatırasını yâd etmekle size müracaat
etmekliğime müsaade eylemenizi rica ederim. Mösyö Donolinski esdikâ-yı bendegân-ı hazret-i Padişahî'den ve samimî hayr-hahân-ı Devlet-i Aliyye'den idi. Bir müddetden berî acizâne vekâlet eylediğim Siyonizmi ancak bu ihtisasât-ı sadakatkârânesinden nâşi bâ-kemâl-i gayret tervîc etmiş idi. Siyonizm memâlik-i muhtelifede tazyîk edilen biçare karındaşlarımıza daimî ve emin ve meşrû‘ bir melce’ vücuda getirmek maksadına hâdimdir. Muvâfakat-ı seniyyenin istihsâli mümkün olur ise melce’-i mezkûrun Filistin'de vücuda gelmesini arzu ediyoruz. Musevî muhacirleri bu ana değin tebaa-i Museviyelerinden hiçbir vakit sıfat-ı ubûdiyete mugayir bir fi'l ve hareket görmemiş olan zât-ı şevket-simât-ı hazret-i tâcdârînin tebaa-i sâdıkalarından olacaklar ve memleketde teşkil edilecek müessesât-ı cedîde ma‘rifetiyle rüsûm ve tekâlif te’diye eyleyecekler ve kendi refah ve saadet-i hâlleriyle beraber bu vilâyet-i mülûkânenin ve kâffe-i Memâlik-i Mahrûse'nin dahi menâbi‘-i servetini
tezyîd edeceklerdir. Bize gelince Hükûmet-i Seniyye'ye ileride takarrur edecek şerâit tahtında yüzlerce milyon Franklık istikrazât icra eyleyeceğiz. Bu hizmet ve fedâkarlıklara mukabil taleb etdiğimiz şey zulüm-dîde olan biçare karındaşlarımızın emniyet-i daimeye nâil olmalarından ve sa‘y ü amel-i müsâlemetkârîlerinin suret-i meşrû‘ada te’min edilmesinden ibâretdir. Şu efkâr ve tasavvurâtımızı Bale şehrinde ictimâ eden iki kongrede açıktan açığa ve suret-i hâlisânede müzâkere eyledik. Kâffe-i sû-i tefehhümâtı bertaraf etmek üzere her bir ictimâımızın ibtidâsında pâye-i serîr-i şevket-mâsîr-i hazret-i Şehriyârî'ye arz-ı ubûdiyet etmeyi vazifeden addeyledik. Taraf-ı Devlet-i Aliyye'den mihmân-nevâzâne bir suretde kabul olunduğumuz takdirde Hükûmet-i Seniyye'ye ifa edeceğimiz muâvenet-i maliye yalnız rüsûm ve tekâlîf ve istikrâzâta münhasır olmayacakdır. Ahvâl-i maliye-i Devlet-i Aliyye inzımâm-ı muâvenetimizle tamamen kesb-i salâh edebilecekdir. Düyûn-ı Umumiye Idaresi'ni def‘ ve memleketinizin kuvvet ve menâbi‘-i servetinden istifadeye yeniden mübâşeret etmelisiniz. Keyfiyet, teşebbüsât ve ameliyât-ı mahremâne ve metânetkârâneye vâbeste ise de nihayetü'l-emr muvaffakiyet-i kâmileye mazhar olacağımız âşikârdır. Bu iş sükût ve emniyet-i mutlaka ve mütekâbile ile hâsıl olabiliyor. Zira düşmanlarınız Devlet-i Aliyye'nin iade-i kuvvet ve itibar ve madde-i kesb-i istiklâl etmesine razı olmayacaklardır. Hareket-i nâfiamız kemâl-i ihtirâz ve mahâretle icra olunmaz ise bunu haybete uğratmak için kâffe-i vesâite müracaat edilecekdir. Şurasını nazar-ı itinaya almanızı rica ederim ki bu
ana değin Devlet-i Aliyye'ye muâvenet-i maliye va‘d ve ifa etmiş olan eşhâs fahiş faiz ahz ve sizi müdâhalat-ı ecnebiye tahtına vaz‘ ve memleketinizi evvelkinden ziyade fakr u zarurete düçâr eyledikten sonra memleket-i asliyelerine avdet etmişlerdir. Bizimle kaziyye ber-aks olacakdır. Muâvenet-i maliyemizi şerâit-i mu‘tedile ile istihsâl edeceksiniz. Murâkabe-i ecnebiyeden kurtulmanızı teklif ediyoruz. Biz sizden tebâ‘üd veya sizi terk edecek değiliz. Istikbalimizi istikbalinize rabt ve ta‘lîk arzusunda bulunuyoruz. Teşebbüsât-ı maliyeyi icra etmek üzere Londra'da Müsta‘merât-ı Museviye Bankası nâmıyla bir bank te’sis eyledik. Bu bank muâmelât-ı ibtidâiyede mutavassıt vazifesini ifa edecekdir. Ileride lüzum görülecek büyük şirketlerin te’sisi ve teşkili için dahi tedâbir-i mukteziyeyi ittihâz eyledik. Devlet-i Aliyye ile itilâf husûlü mümkün olup olmadığı veyahud tasavvurâtımızın başka bir memleketde icrası lâzım gelib-gelmeyeceği tahakkuk etmedikçe bu işte daha ileriye gidemeyiz. Şeref-i âlü'l-âl-i müsûle nâil olmaklığıma müsaade-i seniyye erzân buyurulur ise hâk-i pây-i me‘âlî-ihtivâ-yı hazret-i Padişahî'ye arz-ı sadakat ve ubûdiyet etmek ve taraf-ı eşref-i hazret-i Hilâfet-penâhîden muktezâ-yı efkâr-ı-hikmet-disâr-ı mülûkâneleri olarak dermiyân buyurulabilecek es’ileye bâ-kemâl-i ta‘zîm ve tevkîr cevab vermek ve'l-hâsıl kâffe-i izahât ve delâil-i matlûbeyi arz-ı atebe-i ûlyâ eylemek için Dersaâdet'e gelmeğe müsâra‘at edeceğim. Meşâğil-i kesîre-i acizânem şeref-i âlü'l-âl-i müsûle evvelce tayin edilmedikçe Dersaâdet'e gelmekliğime müsaid olamayacakdır. Beyân-ı hâl ibrâz-ı me'ser-i ihtirâmkârîye zerî‘â ittihâz kılındı.
Fî 30 Nisan sene 1899 An Viyana
Adresi: Viyana'da Wien Währing Carl Ludurg sokağı numara: 50
(Imza)
Doktor Theodor Herzl
FACEBOOK YORUMLAR